Meme silikonları bilimsel verilere göre kanser yapmaz ve vücuda sistemik bir zarar vermez. Modern tıpta kullanılan protezler, FDA ve CE onaylı, insan dokusuyla tam uyumlu materyallerdir. Estetik cerrahi pratiğinde on milyonlarca kadına uygulanan bu tıbbi cihazların klasik meme kanseri riskini artırmadığı, yarım asırlık klinik verilerle kesinleşmiştir. Meme büyütme veya rekonstrüksiyon operasyonlarında tercih edilen yüksek teknolojili implantlar, doku dostu yapıları sayesinde sağlığı tehdit etmeden güvenle kullanılır. Plastik cerrahi uzmanı rehberliğinde gerçekleştirilen planlamalarla, bu protezlerin rutin kanser taramalarına veya hayati fonksiyonlara engel teşkil etmediği kanıtlanmış bir gerçektir.
Meme Silikonları Hangi Maddeden Üretilir ve Vücutla Nasıl Uyum Sağlar?
Silikon maddesi aslında doğada çok bol bulunan silisyum elementinin bazı kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde edilir. Günlük hayatımızda mutfak eşyalarından bebek emziklerine, göz içi lenslerinden kalp kapakçıklarına kadar sayısız alanda bu maddeyle zaten iç içeyiz. Ancak konu insan bedeninin içine kalıcı olarak yerleştirilecek bir medikal ürün olduğunda, işin boyutu çok daha hassas bir noktaya taşınır. Tıbbi kalitedeki üretim süreçleri, bu maddenin insan dokusuna hiçbir kimyasal zarar vermeyecek kadar saf ve dayanıklı olmasını sağlar.
Eski nesil protezlerde karşılaşılan en büyük sorun, içlerindeki maddenin akışkan bir yapıda olmasıydı. Kılıf zarar gördüğünde bu sıvı çevre dokulara yayılabiliyordu. Fakat modern protezlerde kullanılan teknoloji bu endişeyi tamamen ortadan kaldırmıştır. Artık “koheziv jel” adını verdiğimiz çok özel bir formül kullanılıyor. Bu yapıyı gözünüzde canlandırmak için bir jelibon şekerlemesini düşünebilirsiniz. Bir jelibonu ortadan ikiye kestiğinizde içinden herhangi bir sıvı akmaz, her iki parça da kendi formunu, bütünlüğünü ve kıvamını korumaya devam eder. İşte günümüzdeki koheziv jeller de bu mantıkla çalışır. Protezin dış kılıfı kasten kesilse bile, içindeki jel dokuların arasına sızmaz, dağılmaz ve formunu korur.
Vücut, içine yerleştirilen her yabancı maddeye karşı doğal bir savunma mekanizması geliştirir. Protez göğüs bölgesine yerleştirildiğinde, bağışıklık sistemi anında devreye girerek bu yeni yapının etrafını incecik, şeffaf bir dokuyla sarar. Tıpta “kapsül” adını verdiğimiz bu zar tabakası, vücudun protezi izole etme ve kendi dokularıyla barışık bir şekilde yaşatma yöntemidir. Yani bu durum bir hastalık belirtisi değil son derece sağlıklı ve beklenen doğal bir iyileşme sürecidir. Tıbbi dereceli jeller bağışıklık sistemini yoracak kimyasal salınımlar yapmadığı için, bu zar incecik kalır ve vücut protezle tam bir uyum içinde ömrüne devam eder.
Meme Silikonları Taktırmak Klasik Meme Kanseri Riskini Artırır Mı?
Kadınların zihnini en çok meşgul eden, geceleri uykularını kaçıran o büyük soruya çok net ve bilimsel bir cevap vererek başlamak en doğrusu olacaktır. Hayır, protez taktırmak hiçbir şekilde klasik meme kanseri riskini artırmaz. Bu konu, üzerinde en çok bilimsel çalışma yapılan, dünya genelinde milyonlarca kadının onlarca yıl boyunca adım adım takip edildiği devasa araştırmalara konu olmuş bir gerçektir.
Meme kanseri, genetik faktörler hücresel mutasyonlar, yaş, aile öyküsü ve hormonal değişimler gibi pek çok karmaşık dinamiğin bir araya gelmesiyle oluşur. Göğüs bölgesine yerleştirilen medikal bir jel, hücrelerin genetiğiyle oynamaz, dokularda kansere yol açacak bir mutasyonu tetiklemez. Araştırma sonuçları son derece çarpıcıdır. Hayatı boyunca hiç ameliyat olmamış, doğal yapısıyla hayatına devam eden kadınların kansere yakalanma oranı ne ise, protez taşıyan kadınların kansere yakalanma oranı da matematiksel olarak tamı tamına aynıdır.
Dahası, halihazırda var olan ancak henüz tespit edilememiş çok küçük bir kanser hücresi memede bulunuyorsa bile, protezin varlığı bu hücrenin büyümesini, çoğalmasını veya vücuda yayılmasını kesinlikle hızlandırmaz. Kısacası genetik kodunuzda veya çevresel etkenlerinizde ne yazık ki böyle bir risk varsa, ameliyat olsanız da olmasanız da bu risk aynı kalır. Ameliyat olmak bu riski bir puan bile yukarı taşımaz.
Meme Silikonları Olan Kadınlarda Kanser Taramaları Nasıl Yapılır?
Geçmiş yıllarda, memenin içine yerleştirilen bir maddenin radyolojik cihazların görüntü almasını engelleyebileceği, tümörleri arkasında saklayabileceği gibi yaygın bir inanış vardı. O dönemin görüntüleme teknolojileri düşünüldüğünde bu endişe kısmen haklılık payı taşısa da günümüzde radyoloji biliminin geldiği nokta bu sorunu tamamen tarih yapmıştır.
Radyoloji uzmanları, protezli dokuları çok yüksek bir doğruluk payıyla tarayabilmektedir. Özellikle mamografi çekimleri sırasında uygulanan son derece akıllıca bir teknik mevcuttur. Eklund manevrası adı verilen bu teknikte, çekimi yapan uzman protezi nazikçe göğüs kafesine doğru, yani geriye doğru iter. Protez geriye doğru esnerken, hastanın kendi doğal dokusu öne doğru çekilir ve mamografi cihazının plakaları arasına sadece bu doku yerleştirilir. Böylelikle protez görüntüleme alanının dışında kalır ve memenin en ufak bir milimetresi bile cihaz tarafından net bir şekilde taranabilir.
Bunun yanı sıra şüpheli bir durum görüldüğünde veya daha derinlemesine bir analiz gerektiğinde Manyetik Rezonans (MR) cihazları devreye girer. MR taramaları, dokuları katman katman, üç boyutlu olarak gösteren kusursuz bir teknolojidir ve protezin varlığı MR görüntülemesinin kalitesini hiçbir şekilde düşürmez.
Meme Silikonları ile İlişkilendirilen BIA-ALCL ve SCC Nedir?
Klasik kanser riski artmasa da tıp dünyasının son yıllarda üzerinde durduğu, hastaların da mutlaka bilmesi gereken ancak paniğe kapılmayı gerektirmeyecek kadar nadir görülen iki özel durum vardır. Bunlar klasik dokuda değil doğrudan vücudun protez etrafında oluşturduğu o ince kapsül zarında meydana gelen hücresel değişimlerdir.
Bu durumlardan ilki BIA-ALCL olarak adlandırılır. İsmi kanseri çağrıştırsa da aslında meme kanseri değildir; bağışıklık sistemi hücrelerinden köken alan bir tür lenfomadır. Genellikle çok eski teknolojiyle üretilmiş, yüzeyi zımpara gibi çok sert ve kalın pürtüklü olan protezlerin etrafındaki sıvı birikiminde ortaya çıkar. Görülme ihtimali on binlerce kadında bir gibi son derece düşük bir olasılıktır. Ameliyattan yıllar sonra, genellikle yedi ile on yıl arasında, göğüste aniden hiçbir ağrı olmaksızın sıvı birikmesine bağlı şişlik asimetrisi ile kendini belli eder. En önemli avantajı, erken fark edildiğinde tedavisinin çok kolay olmasıdır. Sadece protezin ve etrafındaki zarın tamamen çıkarılmasıyla hasta hiçbir ek tedaviye, kemoterapiye ihtiyaç duymadan tamamen sağlığına kavuşur.
İkinci durum ise SCC, yani Yassı Hücreli Karsinom’dur. Bu durum BIA-ALCL’den bile çok daha nadir görülür. Yıllarca süren ve fark edilmeyen kronik iltihaplanmaların zardaki hücreleri bozması sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Belirtileri yine yıllar sonra aniden ortaya çıkan şiddetli ağrı, şişlik ve sert kitle hissidir. Tüm bu nadir senaryoların önüne geçmek için modern cerrahide kullanılan teknikler ve seçilen protezlerin yüzey yapıları baştan aşağı değiştirilmiş, pürüzsüz veya mikro-pürtüklü dokular standart hale getirilmiştir.
Meme Silikonları Ameliyatında Güvenliği Sağlayan Protokol Adımları Nelerdir?
Modern estetik cerrahinin felsefesi, komplikasyonlar ortaya çıktıktan sonra onları tedavi etmek değil o komplikasyonların oluşabileceği zemini henüz ameliyat masasındayken tamamen yok etmektir. Bunun için dünya çapında kabul görmüş, bakteri yükünü sıfırlamayı ve kapsül sertleşmesini önlemeyi amaçlayan kusursuz bir plan uygulanmaktadır.
Dünyaca ünlü uzmanların oluşturduğu 14 Nokta Planı olarak bilinen bu kontrol listesinin bazı temel adımları şunlardır:
- Damar içi antibiyotik uygulaması
- Meme altı kesisinin tercih edilmesi
- Areola koruyucu bantların kullanılması
- Kansız cerrahi diseksiyon
- Süt bezlerine müdahaleden kaçınılması
- Çift plan yerleşim tekniği
- Üçlü antibiyotik solüsyonu ile yıkama
- Temassız yerleştirme aparatlarının kullanımı
- Havayla temas süresinin en aza indirilmesi
- Alet ve eldiven değişimi
- Katmanlı ve sızdırmaz dikiş
Bu adımların her biri bilimsel bir temele dayanır. Ameliyat başlamadan hemen önce damardan verilen antibiyotikler, derimizde doğal olarak yaşayan ancak doku içine girdiğinde sorun yaratabilecek bakterilerin çoğalmasını daha ilk saniyede durdurur. Kesi yapılacak bölgenin seçimi de rastgele değildir. Göğüs ucu çevresinde süt kanalları bulunduğu için bu bölge doğası gereği bakteri barındırır. Bu nedenle kesi genellikle çok daha steril olan göğüs altı kıvrımından yapılır. Eğer zorunlu hallerde göğüs ucundan bir işlem yapılacaksa, bu bölge özel bantlarla tamamen kapatılarak bakterilerin ameliyat sahasına sızması engellenir.
Cerrahın ameliyatı gerçekleştirirken dokulara ne kadar nazik davrandığı hayati önem taşır. Dokuları kopararak değil kanamayı anında durdurarak, son derece kibar bir şekilde ayırmak gerekir. Çünkü içeride birikebilecek en ufak bir kan pıhtısı veya hasar görmüş doku parçası, bakterilerin üzerine yerleşip çoğalması için muazzam bir besin kaynağıdır. Kusursuz bir kanama kontrolü bu ortamın oluşmasını tamamen engeller.
Protezin yerleştirileceği yuva hazırlandığında, bu cep üç farklı antibiyotiğin karışımından oluşan özel bir sıvıyla defalarca yıkanır. İşin en can alıcı noktalarından biri ise temassız yerleştirme adı verilen tekniktir. Protez kutusundan çıkarıldıktan sonra asla cerrahın eldivenine veya hastanın derisine temas etmez. Huniye benzeyen, özel steril bir kaydırıcı kılıfın içine konur ve tıpkı bir krema sıkma torbası gibi, doğrudan deriye hiç dokunmadan içerideki yuvaya kaydırılarak yerleştirilir. Tüm bu detaylı süreç protezin ömrünü uzatan ve sağlığı güvence altına alan devasa bir güvenlik ağıdır.
Meme Silikonları Hangi Yöntemlerle Yerleştirilir ve Doğal Görünüm Nasıl Sağlanır?
Estetik bir sonucun başarılı sayılabilmesi için tek bir standart şablon kullanmak imkansızdır. Her kadının omuz genişliği, göğüs kafesi yapısı, deri kalınlığı ve mevcut doku hacmi birbirinden farklıdır. Bu nedenle protezin nereye yerleştirileceği tamamen kişiye özel bir anatomi mühendisliği gerektirir.
Bu süreçte kullanılan başlıca cerrahi planlar şunlardır:
- Kas altı yerleşim
- Kas üstü yerleşim
- Çift plan yerleşim
- Hibrid yerleşim
Kas altı yönteminde, protez göğüs kafesinin üzerindeki büyük kas tabakasının tamamen altına yerleştirilir. Özellikle derisi çok ince, hiç dokusu olmayan ve oldukça zayıf kişilerde bu yöntem adeta bir kurtarıcıdır. Kalın kas tabakası, protezin üzerini kalın bir yorgan gibi örttüğü için dışarıdan bakıldığında protezin sınırları asla belli olmaz, geçişler son derece yumuşak ve doğal olur.
Kas üstü yönteminde ise protez doğrudan süt bezlerinin altına, ancak kasın üzerine yerleştirilir. Bu yöntemde kas dokusuna hiç dokunulmadığı için ameliyat sonrası süreç olağanüstü derecede ağrısız ve hızlı geçer. Sürekli ağır spor yapan, fitness ile uğraşan kadınlar için idealdir çünkü kasın kasılması protezin şeklini bozmaz. Ancak bu yöntemin kusursuz görünmesi için hastanın kendi dokusunun ve derisinin yeterince kalın olması şarttır.
Günümüzde en çok tercih edilen, en doğal silueti yaratan altın standart ise çift plan adı verilen yöntemdir. Bu harika teknikte protezin üst yarısı kasın altına saklanır. Böylece dekolte bölgesinde protez sınırlarının belli olması tamamen engellenir. Protezin alt yarısı ise kasın altından serbest bırakılarak doğrudan mevcut dokunun arkasına konumlandırılır. Bu sayede göğsün alt kısmında tam da doğal bir göğüste olduğu gibi su damlasına benzeyen, yumuşak, hafif bir salınım elde edilir.
Hibrid yöntem ise teknolojinin ulaştığı en son noktadır. Sadece silikon kullanmak yerine, hastanın karın veya bacak gibi bölgelerinden alınan kendi yağ dokusu kök hücrelerinden zenginleştirilerek protezin çevresine enjekte edilir. Bu yöntem sayesinde, protezin hacmi korunurken, dokunulduğunda hissedilen o doğallık hastanın kendi yağ hücreleriyle maksimum seviyeye çıkarılır. Özellikle asimetri problemlerinin çözümünde kusursuz sonuçlar yaratır.
Meme Silikonları Sonrası Kapsül Kontraktürü Nedir ve Nasıl Engellenir?
Daha önce bahsettiğimiz gibi, vücudun yabancı bir maddeyi kabul etmek için oluşturduğu şeffaf zar tabakası son derece faydalı ve gereklidir. Ancak bazı durumlarda, vücut bu zarı normalden çok daha agresif bir şekilde üretmeye başlar. İncecik kalması gereken zar kalınlaşır, sertleşir ve daralmaya başlar. Bu daralma öylesine güçlü bir hal alabilir ki içerideki protezi her yönden sıkıştırarak bir balon gibi büzüştürür. Tıpta bu duruma kapsül kontraktürü diyoruz.
Bu sıkışmanın şiddetini sınıflandıran evreler şunlardır:
- Evre bir
- Evre iki
- Evre üç
- Evre dört
İlk iki evrede genellikle dışarıdan fark edilen büyük bir sorun yoktur, sadece dokunulduğunda hafif bir gerginlik hissedilir. Ancak üçüncü ve dördüncü evrelere geçildiğinde işin rengi değişir. Göğüste gözle görülür bir şekil bozukluğu başlar, asimetri oluşur ve doku oldukça sertleşir. İleri durumlarda sürekli bir ağrı hissi hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür.
Peki bu neden olur? Yapılan detaylı araştırmalar, bu sertleşmenin en büyük nedeninin ameliyat sırasında içeride kalan mikro kanamalar ve deri yüzeyinden bulaşan gözle görülmez bakteriler olduğunu kanıtlamıştır. İşte yukarıda detaylarıyla anlattığımız 14 nokta planı, kansız cerrahi teknikleri ve protezin havayla bile temasını kesen modern yöntemler bu bakteriyel bulaşmayı sıfıra indirdiği için günümüzde kapsül sertleşmesi riski yüzde birlerin bile altına düşmüş durumdadır.
Meme Silikonları İçin Patlama veya Sızdırma Riski Var Mıdır?
Uçak yolculuklarında basınçtan dolayı protezlerin patladığı, yüksek dağlara çıkıldığında sızdırma yaptığı gibi şehir efsaneleri yıllardır dilden dile dolaşır. Ancak fizik ve kimya kuralları bu söylentileri tamamen yalanlar. Günümüzde kullanılan jeller ve onları saran çok katmanlı dış kılıflar, akıl almaz derecede dayanıklıdır. Üretim laboratuvarlarında bu materyallerin üzerinden otomobil geçirilmekte, pres makineleriyle ezilmekte, devasa ağırlıklar altında bırakılmaktadır ve buna rağmen kılıflar parçalanmamaktadır. Dolayısıyla normal bir insan yaşamında karşılaşılabilecek travmalarla bu protezlerin patlaması fiziken mümkün değildir. Uçak basıncı veya derin deniz dalışları bu yapıyı kesinlikle etkilemez.
Ancak unutulmaması gereken nokta, hiçbir tıbbi materyalin sonsuz bir ömre sahip olmadığıdır. On beş, yirmi yıl gibi çok uzun süreler boyunca insan vücudunda, sürekli bir hareket halinde, vücut ısısıyla ve yaşlanmanın getirdiği dokusal değişimlerle birlikte yaşayan bu ürünlerin dış kılıfında zamanla mekanik yorgunluklar oluşabilir. Bu yorgunluklar çok küçük mikro yırtıklara dönüşebilir. Ne var ki içindeki madde akışkan olmadığı için kılıf yırtılsa dahi jel dışarı akmaz, olduğu yerde bütünlüğünü korur. Hasta genellikle hiçbir şekil bozukluğu veya ağrı hissetmez. Sessiz yırtılma denilen bu durum yıllar sonra yapılan rutin radyolojik kontrollerde tespit edilir ve protez basit bir işlemle yenisiyle değiştirilir.
Meme Silikonları Seçiminde Hangi Markalar Öne Çıkmaktadır?
Cerrahi teknik ne kadar kusursuz uygulanırsa uygulansın, bedeninize emanet edeceğiniz materyalin kalitesi uzun vadeli sağlığınızın ve estetik sonucun en büyük garantisidir. Bu alanda yıllardır süregelen devasa klinik deneylere sahip, uluslararası otoritelerden en zorlu onayları almış üreticiler tercih edilmelidir.
Tüm dünyada güvenilirliği kanıtlanmış markalar şunlardır:
- Mentor
- Motiva
- Polytech
- Natrelle
Bu üreticiler, milyonlarca kadında kullanılmış ve sonuçları bilimsel makalelerle kanıtlanmış ürünler sunarlar. Örneğin teknolojinin geldiği son noktada bazı markalar protezlerin içine fındık tanesinden bile küçük, vücutla tamamen uyumlu mikroçipler yerleştirmektedir. Bu sayede yıllar sonra dahi dışarıdan özel bir cihazla yaklaşıldığında, protezin üretim tarihi, serisi ve mevcut durumu radyolojiye bile gerek kalmadan dijital olarak okunabilmektedir. Diğer markalar ise vücutla bütünleşmeyi en üst düzeye çıkaran, etrafında sertleşme riskini neredeyse sıfıra indiren özel poliüretan kaplı yüzeyler geliştirmişlerdir. Doğru markanın seçimi, hastanın doku yapısı ve hedeflenen sonuca göre uzman hekimin engin tecrübesi doğrultusunda şekillenir.
Meme Silikonları Sonrası İyileşme Süreci ve Günlük Yaşama Dönüş Nasıldır?
Ameliyat sonrası sürecin çok ağrılı, haftalarca yatak istirahatini gerektiren bir dönem olduğu düşüncesi artık geçerliliğini yitirmiştir. Gelişmiş anestezi ilaçları ve dokuya saygılı, kansız diseksiyon teknikleri sayesinde iyileşme süreleri inanılmaz derecede kısalmıştır.
İlk kırk sekiz saatlik dilim vücudun yeni duruma alışmaya çalıştığı dönemdir. Göğüs bölgesinde bir dolgunluk, hafif bir gerginlik ve yorgunluk hissi son derece doğaldır. Ancak bu durum reçete edilen basit ağrı kesicilerle çok rahat kontrol altına alınır. Hastalar genellikle ameliyatı takip eden gün yürüyerek, kendi başlarına taburcu olurlar.
Bir haftanın sonunda, ofis çalışanları veya aşırı fiziksel güç gerektirmeyen işlerde çalışan kadınlar rahatlıkla sosyal yaşantılarına ve mesleklerine geri dönerler. Sadece kolları çok yükseğe kaldırmaktan ve ağır cisimler taşımaktan kaçınmak gerekir. Birinci aya gelindiğinde, medikal iyileşme sütyenleri çıkarılıp normal çamaşırlara geçiş yapılabilir, hafif tempolu yürüyüşler ve alt bedeni çalıştıran sporlar günlük rutine eklenebilir.
Üçüncü aydan itibaren dokular tamamen gevşer, ödemlerin büyük bir kısmı atılır ve protez yer çekiminin de etkisiyle göğüs duvarında o hedeflenen doğal, yumuşak pozisyonuna oturur. Altıncı ayla birinci yılın sonu arasındaki süreçte ise kesi izleri cilt rengini alarak neredeyse belirsiz bir hale gelir ve nihai kusursuz görünüm elde edilir.
Meme Silikonları Olan Kadınlar Hamile Kalıp Emzirebilir Mi?
Genç kadınların en çok merak ettiği konulardan biri de anne olma hayallerinin bu süreçten nasıl etkileneceğidir. İçiniz tamamen rahat olabilir; bu işlemler hamileliğe, doğum sürecine veya süt vermeye en ufak bir engel teşkil etmez.
Anatomik olarak değerlendirildiğinde, süt üreten bezler ve bu sütü meme ucuna taşıyan kanallar yüzeye daha yakın bir katmanda yer alır. Modern cerrahi planlamalarda, özellikle kas altı veya çift plan uygulamalarında, ameliyat süresince bu bezlere veya kanallara kesinlikle bıçak değmez. Protez, tüm bu fonksiyonel ve değerli dokuların en arkasındaki, tamamen bağımsız ve farklı bir bölmeye yerleştirilir. Dolayısıyla annenin süt üretimi kapasitesi bu operasyondan dolayı zarar görmez. Ayrıca silikon moleküllerinin herhangi bir şekilde kanallara sızıp anne sütüne karışması kimyasal olarak mümkün değildir. Emzirme dönemi sona erip dokular eski haline döndüğünde dahi, arkadaki protez göğsün şeklini desteklemeye ve formu korumaya devam edecektir.
Meme Silikonları İçin Önerilen Rutin Görüntüleme Yöntemleri Nelerdir?
Operasyonun başarıyla tamamlanması sürecin bittiği anlamına gelmez. Hayat boyu sürecek güvenli bir takip, sağlıklı yaşamın en temel kuralıdır. Hiçbir şikayet olmasa bile rutin kontroller mutlaka takvime bağlanmalıdır.
Dünya standartlarında önerilen başlıca görüntüleme araçları şunlardır:
- Ultrasonografi
- Mamografi
- İlaçlı meme emarı
- İlaçsız implant emarı
Genç yaş grubundaki hastalar için ultrasonografi mükemmel bir başlangıç aracıdır. Radyasyon içermez, ağrısızdır ve protezin çevresinde herhangi bir istenmeyen sıvı birikimi olup olmadığını son derece net bir şekilde gösterir. Kırk yaşından sonra ise her kadının yaptırması gereken rutin mamografi taramaları başlar. Daha önce bahsettiğimiz özel çekim teknikleriyle kanser taramaları güvenle sürdürülür.
Vücut içindeki materyalin kendi sağlığını, yani o çok katmanlı kılıfında yılların getirdiği mikroskobik bir yorgunluk, sessiz bir yırtılma olup olmadığını kontrol etmenin tek ve en kesin yolu ise MR görüntülemesidir. Genellikle ameliyattan sonraki beşinci ile yedinci yıllar arasında ilk kontrol amaçlı MR çekimi önerilir. Sonrasında ise her iki veya üç yılda bir tekrarlanarak protezin bütünlüğü teyit edilir.

Op. Dr. Erman Ak, uzmanlık eğitimini İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Tayvan’da ileri mikrocerrahi eğitimi almış ve İtalya’da ISAPS bursiyeri olarak yüz ve meme estetiği eğitimi almıştır. EBOPRAS’tan Avrupa Birliği Estetik Plastik Cerrahi yeterlilik sertifikasına sahip olan Dr. Ak, Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nde Plastik Cerrahi Bölümü’nün kurulmasına katkıda bulunmuştur. Halen Nişantaşı’ndaki kliniğinde Türkiye ve diğer ülkelerden hasta kabul etmektedir.

