Alın kırışıklığını gidermek için toksin enjeksiyonları, hyalüronik asit bazlı dermal dolgular, kök hücre destekli mezoterapi işlemleri, altın iğne gibi enerji bazlı cihazlar ve daha ileri durumlarda kalıcı bir çözüm sunan endoskopik alın germe ameliyatları uygulanır. Yüzümüzde yorgunluk ve yaşlanma belirtilerinin ilk göze çarptığı bu bölge, zamanla esnekliğini kaybederek tekrarlayan mimiklerin izlerini kalıcı olarak üzerinde taşımaya başlar. Cilt yüzeyinde beliren bu istenmeyen yatay veya dikey olukları silmek, yüze yeniden canlı, aydınlık ve dinlenmiş bir ifade kazandırır. Tercih edilecek tedavi yöntemi, cildinizin yapısına ve mevcut sarkma durumuna göre tamamen size özel planlanarak son derece doğal sonuçlar yaratır.
Alın Kırışıklığı Anatomik Olarak Neden ve Nasıl Oluşur?
Alın gençleştirme yaklaşımlarını daha iyi kavrayabilmek için öncelikle bu bölgenin çok katmanlı yapısını ve cilt altındaki kas hareketlerini anlamak oldukça faydalıdır. Üst yüz bölgesinin yapısı incelendiğinde, kafa derisi ve alın katmanlarının tıp dünyasında “SCALP” olarak bilinen bir sıralama ile sınıflandırıldığı görülür. Bu yapı dıştan içe doğru; cilt, cilt altı bağ dokusu, kasları saran bir zar yapısı, daha gevşek bir bağ dokusu ve en içte kemiği çevreleyen zardan oluşur. Alın bölgesindeki kas grupları bu katmanlar arasında oldukça uyumlu bir şekilde çalışarak yüz ifadelerimizin oluşmasını destekler.
Alın bölgesinde yatay çizgilerin oluşmasındaki temel etken, dikey yönde yer alan ve “frontalis” adı verilen alın kasıdır. Bu kas yukarıdan başlayıp aşağıya doğru inerek kaş seviyesindeki diğer yapılarla bütünleşir. Şaşırma mimiği yapıldığında, yani kaşlar yukarı doğru kaldırıldığında bu kas kasılır ve üzerindeki deriyi bir akordeon gibi katlar. İşte bu katlanmalar alında yatay çizgiler olarak karşımıza çıkar.
İki kaş arasındaki bölgede ise daha çok dikey çatma çizgilerini oluşturan kas grupları bulunur. Bu kaslar kasıldığında kaşları birbirine doğru yaklaştırır ve aşağı çeker. Genç yaşlarda ciltte bol miktarda bulunan kolajen, elastin ve hyalüronik asit sayesinde bu katlanmalar sadece mimik yapıldığında görünür ve kas gevşediğinde cilt eski düz haline döner. Ancak yıllar içinde bu destek maddelerinin azalması ve güneşin yıpratıcı etkileriyle cilt incelir. Sürekli katlanan bir kağıdın zamanla kalıcı bir iz bırakması gibi, ciltte de bu tekrarlayan hareketler sonucunda mimik yapılmadığında bile görülebilen statik kırışıklıklar ortaya çıkmaya başlar.
Ameliyatsız Alın Kırışıklığı Tedavileri Nelerdir ve Ne Zaman Tercih Edilir?
Erken ve orta evre alın kırışıklığı durumlarında, henüz belirgin bir doku sarkması veya ileri düzeyde bir kaş düşüklüğü mevcut değilse, genellikle cerrahi olmayan minimal invaziv yöntemler öncelikli olarak değerlendirilir. Bu yöntemler kişinin günlük yaşantısını uzun süre kesintiye uğratmadan, klinik ortamında daha kısa sürede uygulanabilmeleri sebebiyle sıklıkla tercih edilen seçeneklerdir.
Ameliyatsız yöntemlerin temel amacı, kas hareketlerini dengelemek, cildin azalan nemini ve hacmini yerine koymak veya cildin kendi onarım mekanizmalarını uyararak daha canlı bir görünüm elde etmeye yardımcı olmaktır. Bu işlemler kişinin ihtiyacına göre tek başlarına uygulanabileceği gibi, daha dengeli ve etkili sonuçlar elde edebilmek adına birbiriyle birleştirilerek de kullanılabilir. Ciddi sarkmaların yaşandığı ileri yaş durumlarında bu yöntemler cerrahinin yerini alamayabilir, ancak cildin genel kalitesini artırmak için cerrahiye destek olarak da planlanabilirler.
Botulinum Toksini Alın Kırışıklığı Giderilmesinde Nasıl Bir Rol Oynar?
Sadece mimik hareketleriyle ortaya çıkan dinamik kırışıklıkların yönetiminde ve bu çizgilerin zamanla derinleşerek kalıcı hale gelmesini yavaşlatmada botulinum toksini uygulamaları oldukça yaygın bir yaklaşımdır. Özel laboratuvar koşullarında elde edilen bu protein, uygulandığı bölgedeki sinir uçlarından kaslara giden sinyalleri geçici bir süreliğine hafifleterek çalışır. Bu sayede cildi sürekli katlayan aşırı kas hareketleri dengelenmiş olur.
Uygulama süreci, kişinin kas yapısı, cinsiyeti ve mimik kullanım alışkanlıkları göz önünde bulundurularak planlanır. Erkeklerin kas yapısı genellikle kadınlara kıyasla daha kalın olduğu için daha farklı dozajlar gerekebilir. İşlem sırasında, kaşların doğal yapısını bozmamak adına belirli güvenlik sınırlarına dikkat edilerek çok ince iğnelerle enjeksiyonlar yapılır. Uygulamanın etkisinin birkaç gün içinde yavaş yavaş başlaması ve ilerleyen haftalarda beklenen seviyeye ulaşması öngörülür. Bu etki kalıcı değildir; vücudun metabolizma hızına bağlı olarak aylar içinde kademeli olarak azalması beklenir.
Alın Kırışıklığı İçin Statik Çizgilerde Hyalüronik Asit Dolgular Hangi Durumlarda Etkilidir?
Alın bölgesindeki kırışıklıklar artık mimik yapılmadığında bile belirgin bir çizgi veya oluk şeklinde görünüyorsa, bu duruma “statik kırışıklık” adı verilir. Bu aşamada sadece kas hareketlerini hafifletmek, deride yıllar içinde oluşmuş olan o derinleşmiş izi düzleştirmek için yeterli olmayabilir. İşte bu noktada cilt altındaki hacim eksikliğini tamamlamak amacıyla hyalüronik asit bazlı dermal dolgular devreye girebilir.
Hyalüronik asit, aslında insan vücudunda doğal olarak bulunan ve su tutma kapasitesi oldukça yüksek olan bir moleküldür. Yaşla birlikte ciltteki miktarının azalması, derinin kurumasına ve çökmelere zemin hazırlar. Dermal dolgu işleminde, bu madde laboratuvar ortamında çapraz bağlarla güçlendirilmiş jel formunda ince kırışıklıkların altına yerleştirilir. Madde suyu üzerine çekerek o bölgede bir yastık görevi görür ve deriyi aşağıdan yukarıya doğru destekler. Bu yaklaşım derideki derin kırışıklıkların görünümünü hafifletmeye ve daha pürüzsüz bir zemin elde etmeye yardımcı olur.
Mezoterapi, Gençlik Aşıları ve Dermapen Alın Kırışıklığı Tedavisine Nasıl Katkı Sağlar?
Sadece kas hareketlerini veya hacim kayıplarını ele almak, cildin yıllar içindeki genel yıpranmışlığını gidermek için tek başına yeterli olmayabilir. Cildin yapısal olarak da beslenmesi, nemlendirilmesi ve hücresel düzeyde desteklenmesi gerekir. Bu amaçla mezoterapi, gençlik aşıları ve mikroiğneleme (Dermapen) gibi yöntemler sıklıkla uygulanır.
Mezoterapi ve gençlik aşıları uygulamalarında cildin orta tabakasına ihtiyaç duyduğu temel yapıtaşları mikro enjeksiyonlarla verilir. Kullanılan solüsyonların içinde yer alabilen bazı temel maddeler şunlardır:
- Hyalüronik asit
- Amino asitler
- Peptitler
- Vitaminler
- Mineraller
- Antioksidanlar
Bu maddeler cilde zerk edildiğinde, cildin nem tutma kapasitesinin artması ve kolajen üretimini sağlayan hücrelerin uyarılması hedeflenir. Dermapen uygulamasında ise, cihazın ucundaki çok sayıda steril mikro iğne cilt yüzeyinde mikroskobik kanallar açar. Vücut bu durumu küçük yara izleri olarak algılayıp kendi doğal onarım sürecini başlatır. Bölgeye kan akışı hızlanır, yenileyici faktörler salgılanır ve cilt yüzeyi yavaş yavaş daha taze bir doku ile yer değiştirmeye başlar.
İp Askı ve Fransız Askısı Uygulamaları Alın Kırışıklığı İçin Hangi Hastalarda Uygundur?
Alın bölgesinde ve kaşlarda hafif dereceli bir sarkma, gevşeme hissi yaşayan ancak henüz cerrahi bir operasyona ihtiyaç duymayan veya cerrahi istemeyen kişilerde medikal iplerle askılama yöntemleri değerlendirilebilir. Bu yöntem cilt altına yerleştirilen özel üretilmiş tıbbi ipler yardımıyla dokuların mekanik olarak daha yukarı bir pozisyona taşınması prensibine dayanır.
Uygulamada kullanılan ipler genellikle vücut tarafından zamanla tamamen emilebilen malzemelerden üretilir. Cilt altına ince kanüller vasıtasıyla yerleştirilen bu iplerin üzerindeki ufak tutunma noktaları, gevşemiş cilt altı dokusuna takılarak bir toparlanma sağlar. Asıl hedeflenen biyolojik süreç ise iplerin erime aşamasında gerçekleşir. Vücut bu ipleri eritirken o bölgede yoğun bir iyileşme dokusu ve yeni bir kolajen ağı oluşturur. İpler aylar içinde vücuttan uzaklaşsa bile, kişinin kendi dokusuyla oluşan bu yeni kolajen yapısının cildi bir süre daha sıkı tutmaya yardımcı olması beklenir.
Enerji ve Teknoloji Bazlı Cihazlar Alın Kırışıklığı Giderilmesinde Nasıl Çalışır?
Gelişen teknoloji sayesinde, dokunun farklı derinliklerine cilt yüzeyinde herhangi bir kesi yapmadan enerji gönderilebilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu cihazlar temelde vücudun kendini iyileştirme gücünü kontrollü bir termal (ısı) veya mekanik hasar yaratarak tetiklemeyi hedefler.
Odaklanmış ultrason (HIFU) teknolojisinde, ses dalgaları cildin üst yüzeyini pas geçerek doğrudan yüz germe ameliyatlarında müdahale edilen daha derin bağ dokularına odaklanır. Burada oluşturulan ısı odakları, derin dokuların büzülmesini ve zamanla daha sıkı bir form almasını destekler. Radyofrekans teknolojilerinde ise altın kaplamalı mikro iğneler aracılığıyla cildin alt katmanlarına enerji verilir. Bu sayede hem iğnelerin mekanik etkisi hem de radyofrekansın ısı etkisi birleşerek cildin daha üst ve orta katmanlarında genel bir sıkılaşma ve cilt tonu eşitlenmesi sağlamaya yardımcı olur.
Cerrahi Alın Germe Ameliyatlarına Alın Kırışıklığı Tedavisinde Ne Zaman Başvurulur?
Medikal estetik ve cihaz uygulamaları cilt kalitesini artırma ve erken yaşlanma belirtilerini yönetmede oldukça tatminkar sonuçlar sunabilse de her yöntemin anatomik bir sınırı vardır. Eğer alın derisinde belirgin bir bollaşma varsa, kaşlar yerçekiminin etkisiyle göz kapaklarının üzerine doğru yoğun bir şekilde yığılmışsa ve statik kırışıklıklar oldukça kalın oluklar haline gelmişse, bu durumda medikal işlemlerin etkisi sınırlı kalabilir.
Bu noktada altta yatan yapısal sorunu onarmak ve dokuları eski anatomik pozisyonlarına geri taşımak için estetik plastik cerrahinin sunduğu operasyonlara başvurmak genellikle daha mantıklı bir yaklaşım olur. Cerrahi alın germe ve kaş kaldırma işlemleri, yaşlanmanın dokularda yarattığı gerçek yığılmayı biyolojik ve fiziksel olarak onarmayı hedefler. Amaç kişinin doğal yüz ifadesini bozmadan, zamanın getirdiği yorgun ve ağırlaşmış görüntüyü daha aydınlık bir görünüme kavuşturmaya yardımcı olmaktır.
Endoskopik Alın Germe Ameliyatı Alın Kırışıklığı İçin Nasıl Uygulanır ve Neler Sağlar?
Modern estetik cerrahi alanında en sık başvurulan yöntemlerden biri olan endoskopik alın germe, gelişmiş aydınlatma ve kamera sistemlerinin yardımıyla gerçekleştirilir. Bu yöntemin en büyük avantajı, çok uzun kesiler yapmak yerine saçlı derinin içine saklanan küçük kesilerle tüm alın bölgesine müdahale edilebilmesidir.
Ameliyat süreci genellikle genel anestezi altında sürdürülür. Saçlı derinin gerisinde açılan birkaç küçük noktadan, doku altını gösterebilen ince bir kamera ve özel cerrahi aletler yerleştirilir. Cerrah, içerideki anatomik yapıları, sinirleri ve damarları ekrandan detaylı bir şekilde izleyerek cilt altındaki dokuyu kemik zarından dikkatlice serbest bırakır. Aşağı doğru yığılmış olan alın ve kaş yapısı bir bütün olarak yukarıya, daha ideal ve genç göründüğü pozisyona taşınır. Yeni pozisyonunda sabit kalabilmesi için vücut içinde eriyebilen özel sabitleyiciler veya dikişler kullanılarak kemik dokusuna tutturulur. İşlem sırasında fazla deri kesilip çıkarılmadığı için saç kaybı veya geniş iz kalma ihtimalinin oldukça düşük olması beklenir.
Klasik ve Saç Çizgisinden Alın Germe Teknikleri Alın Kırışıklığı Giderilmesinde Nasıl Uygulanır?
Endoskopik tekniğin uygun olmadığı, alın bölgesinde çok fazla deri bolluğu bulunan veya alın mesafesinin anatomik olarak çok geniş olduğu durumlarda daha farklı cerrahi teknikler planlanabilir. Bu yöntemler dokuyu sadece yukarı asmakla kalmaz, aynı zamanda fazla dokunun vücuttan uzaklaştırılmasını da içerir.
Klasik alın germe yönteminde kesi çizgisi bir kulağın arkasından başlayıp başın tepe noktasından geçerek diğer kulağa kadar uzanabilir. Bu yöntemde tüm alın derisi aşağı doğru serbestleştirilir, fazlalık olan deri şeridi kesilerek çıkarılır ve doku daha gergin bir şekilde dikilir. Sonuçları oldukça uzun ömürlü olabilmekle birlikte kesi hattının uzunluğu nedeniyle iyileşme süreci biraz daha fazla zaman alabilir.
Saç çizgisinden yapılan alın germe işlemi ise özellikle geniş alın yapısına sahip kişilerde sıklıkla değerlendirilir. Kesi, saçlı derinin başlangıcı ile alın derisinin birleştiği o sınır hattından yapılır. Sarkan alın derisi yukarı çekilirken, geniş alın mesafesi de bir miktar daraltılmış olur. Kesinin saç sınırında yapılması, yara iyileşmesi tamamlandığında izin büyük oranda saç kökleriyle kamufle olmasına olanak tanıyabilir.
Kaş Kaldırma Ameliyatları Alın Kırışıklığı Estetiğiyle Nasıl Bir Bütünlük Oluşturur?
Alın bölgesindeki yaşlanma belirtileri genellikle kaşların aşağı doğru yer değiştirmesiyle eş zamanlı olarak ilerler. Bazen hastanın temel şikayeti alnındaki çizgilerden ziyade, gözlerinin üzerine düşmüş ve yüze üzgün bir ifade katan kaşlar olabilir. Bu gibi durumlarda alın germe işlemine entegre edilen veya tek başına uygulanan kaş kaldırma yöntemleri büyük önem taşır.
Göz kapağı içerisinden yapılan yöntemde (transpalpebral), genellikle üst göz kapağı estetiği de eş zamanlı olarak planlanır. Göz kapağındaki katlanma bölgesinden girilerek yukarıya doğru ilerlenir ve kaşı aşağı çeken dokular esnetilerek kaş daha yukarı bir noktaya tespit edilir. Direkt kaş kaldırma yönteminde ise, genellikle yaşı daha ileri olan veya alın derisi çok kalın olan hastalarda kaşın hemen üst sınırından ince bir deri parçası çıkarılarak kaş mekanik olarak yukarı dikilir. Bu yöntemlerin her biri, alın bölgesinin genel aydınlık ve gergin görünümünü destekleyici bir rol oynar.
Otolog Yağ Enjeksiyonu ve Kök Hücre (Nano Yağ) Tedavileri Alın Kırışıklığı Çözümünde Neler Sunar?
Yaş almayla birlikte cilt altındaki yağ dokusunun azalması, şakaklarda ve alın bölgesinde çökmelere neden olabilir. Bu hacim kayıplarının telafi edilmesinde sentetik dolguların yanı sıra kişinin kendi vücudundan alınan yağ dokularının kullanılması da oldukça doğal bir alternatif sunar.
İşlem sırasında hastanın genellikle karın veya bacak bölgesinden ince kanüllerle bir miktar yağ dokusu alınır. Bu yağ dokusu, hücresel canlılığını kaybetmemesi için çeşitli saflaştırma işlemlerinden geçirilir. Hazırlanan mikro yağ partikülleri, alın bölgesindeki çökük alanlara, kas ve kemik zarı çevresine çok dikkatli bir şekilde enjekte edilir. Transfer edilen bu hücrelerin bir kısmı dokuya tutunarak orada yaşamaya devam edebilir ve o bölgeye doğal bir dolgunluk kazandırmayı destekler.
Yağ dokusunun daha da inceltilerek sıvı haline getirildiği nano yağ uygulamasında ise amaç hacim vermek değil cildi onarmaktır. Bu sıvı, yenileyici hücreler ve faktörler açısından oldukça zengindir. İnce kırışıklıkların doğrudan içerisine veya cildin hemen altına uygulandığında, zaman içerisinde cildin onarım mekanizmalarını uyararak daha parlak, sıkı ve kaliteli bir doku oluşumuna katkıda bulunması amaçlanır.
Alın Kırışıklığı İçin Cerrahi Ameliyat Öncesi Hazırlık Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ameliyatın hedeflenen şekilde ilerleyebilmesi ve iyileşme sürecinin rahat geçebilmesi için ameliyat öncesi bazı hazırlık kurallarına uyulması büyük önem taşır. Bu kurallar, kanama riskini azaltmayı ve doku beslenmesini en iyi seviyede tutmayı amaçlar.
Ameliyat öncesi kaçınılması beklenen bazı durumlar şunlardır:
- Tütün ürünleri kullanımı
- Alkol tüketimi
- Kan sulandırıcı ilaçlar
- E vitamini takviyeleri
- Yeşil çay ve benzeri bitkisel ürünler
Tütün ürünleri, dokulara oksijen taşıyan damarların daralmasına yol açtığı için yara iyileşmesini ciddi anlamda yavaşlatabilir. Kan sulandırıcı etkisi olan bazı vitaminler ve bitkisel takviyeler ise operasyon sırasında veya sonrasında morarma ve şişlik riskini artırabilme potansiyeline sahiptir. Hastanın mevcut tüm kronik rahatsızlıkları ve kullandığı ilaçlar tıbbi ekip tarafından değerlendirilerek kişiye özel bir hazırlık süreci planlanır.
Alın Kırışıklığı Operasyonları Sonrası İyileşme Döneminde Neler Yapılmalıdır?
İyileşme dönemi, dokuların yeni pozisyonlarına uyum sağladığı ve genel estetik sonucun şekillenmeye başladığı oldukça önemli bir evredir. Bu süreçte hastanın vücudunu dinlendirmesi ve doktorun önerilerine uyması beklenir.
İyileşme sürecinde dikkat edilecek temel unsurlar şunlardır:
- Başın yüksekte tutulması
- Soğuk kompres uygulanması
- Ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılması
- Sert mimik yapılmaması
- Cerrahi bölgenin güneşten korunması
Ameliyat sonrası kafa derisindeki dokularda bir miktar şişlik (ödem) oluşması beklenen bir fizyolojik durumdur. Yerçekiminin etkisiyle bu şişlikler ilk birkaç gün göz çevresine doğru inebilir. Başın yüksekte tutulması ve soğuk uygulamalar bu şişliğin daha hızlı gerilemesine yardımcı olur. Erken dönemde dokuların iyileşme sürecini zorlamamak adına alnı sertçe ovalamaktan veya abartılı mimikler yapmaktan kaçınmak oldukça faydalıdır.
Cerrahi ve Medikal İşlemlerde Alın Kırışıklığı Tedavilerinin Olası Riskleri Nelerdir?
Modern tıbbi cihazların gelişimi, detaylı anatomi bilgisi ve uygun anestezi yöntemleri sayesinde alın bölgesine yapılan estetik müdahaleler genellikle oldukça güvenli bir şekilde yönetilebilir. Ancak insan vücudunun cerrahi veya medikal bir travmaya vereceği tepkiler kişiden kişiye farklılık gösterebileceğinden, bazı yan etkilerin yaşanma ihtimali her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.
Ameliyat sonrasında kafa derisinde kesi yapılan bölgelerin çevresinde, cerrahinin yarattığı geçici strese bağlı olarak bir miktar saç dökülmesi görülebilir. Bu durum genellikle geçicidir ve saç kökleri dinlenme evresinden çıktıktan sonra saçların yeniden uzaması beklenir. Aynı şekilde alın ve kafa derisinde dokunma hissinde geçici bir uyuşukluk veya karıncalanma hissi yaşanması oldukça normaldir; sinir uçları iyileştikçe bu hislerin aylar içinde kademeli olarak normale dönmesi öngörülür. Çok nadir durumlarda, kasları hareket ettiren sinir dalları geçici olarak yorulabilir ve bu da kaş hareketlerinde ufak asimetrilere yol açabilir. Genellikle vücudun onarım süreciyle birlikte bu tarz durumların kendi kendine düzelmesine yardımcı olacak tıbbi takipler yapılır.
Günlük Yaşamda Alın Kırışıklığı Oluşumunu Geciktirmek İçin Hangi Adımlar Atılabilir?
Klinik ortamlarda veya ameliyathanelerde yapılan tüm bu başarılı müdahalelerin ömrünü uzatmak ve yeni kırışıklıkların oluşum sürecini yavaşlatmak, büyük oranda kişinin kendi günlük alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkilidir. Cildin dış faktörlere karşı korunması, en etkili yaşlanma karşıtı yaklaşımlardan biridir.
Koruyucu bazı günlük alışkanlıklar şunlardır:
- Güneş koruyucu kullanımı
- Yoğun nemlendirici takviyesi
- Yeterli miktarda su tüketimi
- Düzenli güneş gözlüğü kullanımı
- Kaliteli ve dengeli uyku düzeni
Güneşin yaydığı ultraviyole ışınları, cilt altındaki kolajen ağını parçalayan en güçlü dış etkenlerden biridir. Bu nedenle yaz kış demeden cildi güneş kremi ile korumak büyük bir önem taşır. Parlak ışıkta gözleri kısmak istemsiz olarak kaşların çatılmasına yol açar; bunu engellemek için dışarıda güneş gözlüğü kullanmak yüz kaslarının dinlenmesine olanak tanır. İçeriden bol su içerek ve dışarıdan kaliteli nemlendiriciler kullanarak cildin su tutma kapasitesini yüksek tutmak, derinin kırışmaya karşı direncini artırmaya oldukça yardımcı olur.

Op. Dr. Erman Ak, uzmanlık eğitimini İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Tayvan’da ileri mikrocerrahi eğitimi almış ve İtalya’da ISAPS bursiyeri olarak yüz ve meme estetiği eğitimi almıştır. EBOPRAS’tan Avrupa Birliği Estetik Plastik Cerrahi yeterlilik sertifikasına sahip olan Dr. Ak, Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nde Plastik Cerrahi Bölümü’nün kurulmasına katkıda bulunmuştur. Halen Nişantaşı’ndaki kliniğinde Türkiye ve diğer ülkelerden hasta kabul etmektedir.

