Doğru sütyen ölçüsü, sadece estetik bir mesele değil, aynı zamanda önemli bir sağlık konusudur. Vücudumuzun günlük olarak taşıdığı bu destek sistemi, yanlış seçildiğinde adeta bir işkence aletine dönüşebilir. Göğüs dokusunun ağırlığını dengeli bir şekilde dağıtması gereken sütyen, uygun olmayan ölçülerde kullanıldığında omurga üzerindeki yükü artırır ve zamanla duruş bozukluklarına yol açar.
Peki, doğru sütyen ölçüsü neden bu kadar önemlidir? Yanlış ölçüde bir sütyen kullanmak, vücudunuzda bir dizi fiziksel rahatsızlığa neden olabilir. Çok dar bir sütyen, göğüs dokusunu sıkıştırarak lenf dolaşımını engeller, cilt tahrişlerine ve hatta uzun vadede meme dokusunda kalıcı izlere yol açabilir. Çok gevşek bir sütyen ise yeterli desteği sağlayamaz ve özellikle büyük göğüslü kadınlarda boyun, sırt ve omuz ağrılarına neden olur. Aslında vücudumuzun yapısı ve duruşumuz, giydiğimiz iç çamaşırlarından doğrudan etkilenir. Kronik omuz ağrıları, sırt kaslarında gerginlik, duruş bozuklukları ve hatta baş ağrıları bile yanlış sütyen kullanımının sonuçları arasında sayılabilir.
İlginç bir gerçek şu ki, yapılan araştırmalar kadınların yaklaşık %80’inin yanlış ölçüde sütyen kullandığını gösteriyor. Bu durum, sütyen ölçüsünü doğru belirleme konusunda yaygın bir bilgi eksikliği olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İşte bu yazıda, adım adım ve pratik bir yaklaşımla sütyen ölçünüzü nasıl doğru belirleyeceğinizi, yıllardır bu konuda danışmanlık yapan bir uzman gözüyle açıklayacağım.
Süreç aslında düşündüğünüzden daha basit, ancak dikkat edilmesi gereken kritik noktalar var. En yaygın ölçüm hatalarının başında, ölçüm sırasında sütyenin takılı olması, nefes verme anında ölçüm yapılması veya mezuranın çok sıkı tutulması geliyor. Doğru ölçüm için hem teknik bilgiye hem de pratik deneyime ihtiyaç duyulur, tıpkı bir terzinin vücut ölçülerini alırken gösterdiği titizlik gibi.
Doğru sütyen kullanmanın faydaları saymakla bitmez: Göğüs dokusuna optimum destek sağlar, omurga sağlığını korur, kıyafetlerinizin daha iyi durmasını sağlar ve en önemlisi gün boyu konfor sunar. Spor yaparken, iş hayatında veya günlük yaşamda, vücudunuzun doğal şeklini koruyan ve hareketlerinizi kısıtlamayan bir sütyen, yaşam kalitenizi doğrudan etkiler. Bu faydaları elde etmek için öncelikle kendi vücut ölçülerinizi doğru bir şekilde almanız gerekir. Peki, bu ölçüm nasıl yapılır? Hangi araçlara ihtiyacınız var? İşte tüm bu soruların cevaplarını, gerçek hayat deneyimleriyle birlikte sizlerle paylaşacağım.
Sütyen Ölçüsü Neden Sadece Bir İç Giyim Seçimi Değildir?
Meme dokusu, göğüs duvarı üzerinde yerçekimine karşı sürekli bir direnç göstermek zorundadır. Bu doku temel olarak yağ hücreleri, süt bezleri ve bunları göğüs duvarına bağlayan Cooper bağları adı verilen asıcı yapı taşlarından oluşur. Doğru ölçünün belirlenmesi, bu dokunun ağırlığının vücut üzerinde en dengeli şekilde dağıtılmasını sağlar. Yanlış bir değerlendirme yapıldığında, bağ dokusu üzerindeki stres artar ve estetik görünümün bozulmasının yanı sıra omuzlara, sırta ve boyun bölgesine binen yük fizyolojik sınırları tamamen aşar.
Klinik değerlendirmelerde doğru beden; memenin anatomik pozisyonunu koruyan, omuzlardaki yükü hafifleten, nefes alışverişini destekleyen ve omurga eğriliklerini önleyen tıbbi bir destek mekanizması olarak kabul edilir. İnsan vücudu son derece dinamik bir yapıya sahiptir. Gün içindeki hareketler, spor aktiviteleri, yürüyüş ritmi ve hatta oturma postürü bile bu ağırlık merkezinin sürekli olarak yer değiştirmesine neden olur. Bu dinamik yükün doğru bir şekilde desteklenmemesi, zamanla kas iskelet sisteminde geri dönüşü zor olan kronik deformasyonlara zemin hazırlar. Bu nedenle ölçüm süreci, vücut proporsiyonlarının detaylı bir şekilde analiz edilmesini, doku yoğunluğunun anlaşılmasını ve kemik yapısının taşıma kapasitesinin doğru hesaplanmasını gerektiren çok boyutlu bir bilimsel yaklaşımdır.
Doğru Sütyen Ölçüsü İçin Hangi Anatomik Pozisyonlar ve Araçlar Kullanılır?
Sağlıklı ve bilimsel bir değerlendirme için vücudun ölçüm sırasında doğru açıda ve doğru fizyolojik durumda olması temel kuraldır. Değerlendirme, kişinin ayakta durduğu, omurganın dik bir postürde olduğu ve kolların yanlarda tamamen serbest bırakıldığı standart anatomik pozisyonda gerçekleştirilir. Bu süreçte kişinin nefes alışverişinin doğal ritminde olması, ciğerlerin tamamen şişirilmemiş veya tamamen boşaltılmamış olması göğüs kafesinin gerçek çapını bulmak adına son derece önemlidir.
Geleneksel ölçümlerde kullanılan bazı temel araçlar şunlardır:
- Esnemeyen yapıdaki standart mezuralar
- Dokunun kalınlığını ölçen kaliper cihazları
- İşaretleme kalemleri
- Açıölçer benzeri medikal cetveller
Mezura ile yapılan değerlendirmelerde şeridin sırt hattında yere tam paralel olması ve cilt üzerinde kaymaması, sonucun doğruluğu için kritik bir kuraldır. Mezuradaki birkaç milimetrelik bir kayma, göğüs kafesi çapında büyük bir sapmaya yol açarak tüm hesaplamaları geçersiz kılabilir. Ayrıca kaliper cihazları, sadece çevre genişliğini değil aynı zamanda deri altı yağ dokusunun kalınlığını da ölçerek memenin göğüs duvarında ne kadarlık bir hacim kapladığına dair ek veriler sunar. Bu manuel yöntemler yıllarca standart olarak kullanılmış olsa da insan doğasından kaynaklanan hata paylarını barındırır. Bu hataların önüne geçebilmek ve doku dinamiklerini milimetrik olarak haritalandırabilmek için teknolojik araçların kullanımı her geçen gün yaygınlaşmaktadır.
Sütyen Ölçüsü Bant Rakamları (Sırt Çevresi) Gerçekte Neyi İfade Eder?
Etiketlerde karşılaşılan 70, 75, 80 veya 85 gibi sayısal değerler, bant ölçüsünü temsil eder. Bu numerik değer, memenin anatomik olarak göğüs duvarına oturduğu ve tıbbi terminolojide infra-mammariyal katlantı (meme altı çizgisi) olarak adlandırılan seviyeden alınan çevre ölçümüne dayanır. Bu katlantı noktası, bedenin üst kısmının mimarisini belirleyen en güçlü taşıyıcı kolon işlevini görür. Bant kısmı, sütyenin gövdeye sabitlenmesini sağlayan ve toplam meme yükünün büyük bir kısmını tek başına taşıyan ana taşıyıcı mekanizmanın merkezidir.
Göğüs kafesi yapısına göre sınıflandırılan başlıca bant formları şunlardır:
- Dar toraks yapısı
- Orta dar göğüs kafesi
- Standart toraks morfolojisi
- Geniş sternal taban
- Majör torasik genişlik
Bant ölçüsünün doğru alınmaması durumunda, fiziksel bir tahterevalli etkisi ortaya çıkar. Eğer sırt bandı gereğinden fazla geniş seçilirse, bant sırtta yukarı doğru kaymaya başlar. Arka kısım yukarı çıktıkça, ön kısım yerçekiminin etkisiyle aşağı düşer. Bu durum göğsün ağırlığının sırttaki güçlü kas gruplarından alınıp tamamen dar ve hassas olan omuz askılarına binmesiyle sonuçlanır. Bant kısmının vücudu tam kavraması, ancak nefes almayı veya kaburgaları sıkıştıracak kadar dar olmaması gerekir. İdeal bir bant, iki parmağın rahatça girebileceği kadar bir esneklik payı bırakmalı, kollar yukarı kaldırıldığında göğüs dokusu bandın altından dışarı taşmamalıdır. Göğüs kafesinin kemik yapısı, üzerindeki kas ve yağ dokusunun kalınlığı, bant numarasının kişiden kişiye farklılık göstermesine neden olan temel unsurlardır.
Sütyen Ölçüsü Kapsamında Kup Harfleri Nasıl Hesaplanır ve Neye Karşılık Gelir?
Sütyen ölçüsündeki A, B, C, D gibi alfabetik harfler kup ölçüsünü belirtir. Bu harfler, meme dokusunun izdüşümsel hacmini, yani göğüs kafesinden öne doğru olan çıkıntısını (projeksiyonunu) ifade eder. Bu değerin bulunması için, meme ucundan geçen en geniş göğüs çevresi ile meme altı çevresi arasındaki matematiksel fark hesaplanır. Ortaya çıkan santimetre cinsinden fark, uluslararası standartlarda belirlenmiş tablolara göre bir harfe dönüştürülür.
Matematiksel farklara göre belirlenen genel kup harfleri şunlardır:
- A kup
- B kup
- C kup
- D kup
- E kup
- F kup
Kup harflerinin değişimi, yaklaşık 200 ila 250 mililitre hacminde bir doku farkına karşılık gelmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken ve sıklıkla yanlış anlaşılan çok önemli bir vücut proporsiyonu kuralı vardır. Kup harfinin görsel olarak ne kadar büyük veya küçük duracağı, kişinin boyu, omuz genişliği ve genel kilosu ile doğrudan ilişkilidir. Kısa boylu ve dar omuzlu bir bireyde belirli bir kup ölçüsü oldukça büyük, dolgun ve dikkat çekici bir görünüm sergilerken; uzun boylu, geniş omuzlu ve geniş göğüs kafesine sahip bir bireyde tamamen aynı hacimdeki kup ölçüsü anatomik olarak çok daha küçük ve mütevazı görünecektir. Bu nedenle harfler tek başına mutlak bir büyüklüğü değil göğüs kafesine oranla ortaya çıkan göreceli bir hacmi temsil eder. Göğüs dokusunun yoğunluğu, elastikiyeti ve göğüs duvarına yayılma şekli de kup harfinin bedende nasıl duracağını belirleyen diğer önemli faktörlerdir.
Estetik Cerrahide İdeal Sütyen Ölçüsü Oranları Nelerdir?
Doğru beden ve uygun model belirlenirken sadece toplam hacim değil memenin kendi içindeki üniteleri ve vücutla yaptığı açılar da bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilir. Bilimsel literatürde ideal form, görsel bir tahminden ziyade belirli matematiksel oranlar üzerinden standardize edilmiştir. Doğal ve sağlıklı bir formun korunması, dokuların yerçekimine karşı uzun yıllar boyunca direnç gösterebilmesi için bu oranların bilinmesi gerekir.
İdeal bir memede hacmin dikey dağılımı her zaman asimetriktir. Toplam meme dokusunun yüzde 45’lik kısmının meme ucunun üstünde, yüzde 55’lik kısmının ise meme ucunun altında yer alması biyomekanik ve estetik bir altın standart olarak kabul edilir. Bu dağılım oranı, memenin üst kısmının köprücük kemiğinden aşağıya doğru hafif ve doğal bir eğimle inmesini, alt kısmının ise dolgun, yuvarlak ve konveks bir kavis yapmasını sağlar. Gündelik hayatta sıklıkla tercih edilen aşırı destekli modeller, memeyi alttan güçlü bir şekilde iterek bu doğal oranı yapay bir şekilde yarı yarıya veya daha farklı bir orana getirir. Sürekli olarak bu tür zorlayıcı formlara maruz kalan dokularda zamanla esneklik kaybı ve şekil bozuklukları gözlemlenebilir.
Ayrıca kupun memeyi tam ve sağlıklı kavraması için meme ucunun doğru konumda bulunması gerekir. Anatomik olarak meme ucu, meme altı katlantı çizgisinin birkaç santimetre üzerinde bulunmalıdır. Eğer meme ucu bu katlantı çizgisinin hizasına veya daha altına inmişse, cilt elastikiyetinin azaldığı ve dokunun yer değiştirdiği anlaşılır. Sarkma durumlarında, doku alt bölgede toplandığı için mezura ile yapılan çevre ölçümleri gerçek hacmi olduğundan çok daha büyük gösterebilir. İdeal formda meme ucunun tam karşıya değil yatay düzlemden hafifçe yukarı doğru bakması beklenir. Askıların ve kup yapısının doğru ayarlanması, bu doğal açının günlük hayatta korunmasına ve doku üzerindeki stresin azaltılmasına büyük ölçüde yardımcı olur.
Yanlış Sütyen Ölçüsü Kullanmanın Sağlık Üzerindeki Yıkıcı Etkileri Nelerdir?
Hatalı seçimler, sadece kıyafetlerin altındaki duruşu bozan basit bir problem değil; kas ve iskelet sistemi, sinir ağı, kan dolaşımı ve deri bütünlüğü üzerinde kalıcı hasarlar bırakabilen ciddi bir tıbbi sorundur. Kronik vücut ağrıları şikayetiyle yapılan klinik başvuruların önemli bir bölümünün temelinde, uzun yıllar boyunca yanlış iç giyim kullanılmasına bağlı olarak gelişen yapısal bozukluklar yatmaktadır.
Yanlış kullanımın yol açtığı başlıca fiziksel sorunlar şunlardır:
- Kifoz
- Lomber lordoz artışı
- Kronik kas spazmları
- Sütyen askısı sendromu
- Brakiyal pleksus kompresyonu
- İntertrigo
- Kandida enfeksiyonu
Cilt çatlakları
Özellikle büyük ve ağır bir meme dokusuna sahip kadınlarda, yetersiz destek nedeniyle göğüs ağırlığı vücudun ağırlık merkezini sürekli olarak öne doğru çeker. Bedeni dengelemek ve düşmeyi engellemek için sırt, boyun ve bel kasları dinlenmeksizin kasılmak zorunda kalır. Bu durum zamanla omurganın üst kısmında kalıcı bir eğriliğe, yani kifoza neden olurken, vücut bu eğriliği dengelemek için bel çukurunu aşırı derecede derinleştirir.
Bant ölçüsü çok bol seçildiğinde ise göğsün tüm ağırlığı ince omuz askılarına biner. Sütyen askısı sendromu olarak bilinen bu durumda omuzlardaki kas ve yağ dokusunda derin çukurlaşmalar meydana gelir. Bu sürekli fiziksel baskı, boyundan çıkıp kola doğru inen sinir ağı üzerinde kronik bir sıkışma yaratarak ellerde ve kollarda his kaybı, uyuşma, karıncalanma ve ince motor becerilerde azalmaya yol açar. Ayrıca dokunun göğüs duvarıyla temas ettiği bölgelerde havalanmanın bozulması, ciltte sürtünme kaynaklı tahrişlere, inatçı mantar enfeksiyonlarına ve cildin elastikiyetini kaybetmesiyle oluşan kalıcı dermal yırtıklara zemin hazırlar.
Plastik Cerrahide Vücut Antropometrisi ve Sütyen Ölçüsü Nasıl Değerlendirilir?
Profesyonel bir vücut analizi gerçekleştirilirken, standart mezura çevre ölçümlerinin çok daha ötesine geçilir. Antropometri adı verilen detaylı ölçüm yöntemiyle, vücudun sabit kemik noktaları ve yumuşak doku merkezleri arasındaki mesafeler milimetrik olarak kayıt altına alınır. Bu veriler, dokunun göğüs kafesi üzerindeki yerleşimini, asimetri derecelerini ve vücudun genel proporsiyonunu matematiksel bir kesinlikle ortaya koyar.
Değerlendirmede kullanılan temel referans noktaları şunlardır:
- Sternal çentik
- Ksifoid çıkıntı
- Akromiyon
- Klavikula orta noktası
Boyun çukurunun en alt noktasında bulunan sternal çentik ile meme ucu arasındaki mesafe, dokunun dikliği ve sarkma derecesi hakkında en net bilgiyi veren parametredir. Genç ve bağ dokusu güçlü memelerde bu uzunluk belirli standart aralıklardayken, yaş alma, kilo değişimleri veya emzirme gibi faktörlerle cilt elastikiyeti azaldıkça bu mesafe belirgin şekilde uzar. Meme altı katlantı çizgisi ile meme ucu arasındaki alt dokunun uzunluğu ise memenin doğal kavisini ve kup formunu belirler. İki meme ucu arasındaki genişlik, kişinin köprücük kemiği uzunluğu ve omuz genişliği ile uyumlu olmalıdır. Göğüs kafesinin genişliğini belirleyen akromiyon noktaları arasındaki mesafe, bant genişliğinin kemik yapısına uygun olup olmadığını tespit etmede kullanılır. Bütün bu antropometrik mesafeler, kişinin sadece beden ölçüsünü değil aynı zamanda taşıyabileceği maksimum doku hacmini ve kemik yapısının sınırlarını da bilimsel olarak gösterir.
Günümüzde Doğru Sütyen Ölçüsü İçin Hangi Teknolojik Yöntemler Kullanılmaktadır?
Geleneksel ölçüm yöntemlerinin barındırdığı kişiye göre değişen hata paylarını en aza indirmek ve ölçümleri tamamen nesnel bir temele oturtmak için modern tıpta ve estetik analizlerde ileri düzey üç boyutlu tarama teknolojileri devreye girmiştir. Bu cihazlar, insan gözünün veya basit bir mezuranın yakalayamayacağı topografik detayları saniyeler içinde analiz edebilme kapasitesine sahiptir.
Gelişmiş 3D görüntüleme sistemleri, kişinin gövdesini çevresel olarak tarayarak her iki memenin gerçek hacmini mililitre cinsinden kesin olarak hesaplar. İnsan vücudu doğası gereği mükemmel bir simetriye sahip değildir; iki taraf arasında her zaman bir hacim, konum veya şekil farkı bulunur. Dijital taramalar bu farkları net bir şekilde ortaya çıkararak, bant ve kup seçiminde hangi tarafın referans alınması gerektiğine dair kesin veriler sunar. Ayrıca bu teknoloji sayesinde kişinin göğüs kafesi yapısı sanal ortama aktarılır. Belirli bir beden numarasının, örneğin dar bir göğüs kafesinde nasıl duracağı veya geniş omuzlu bir yapıda ne kadar hacim kaplayacağı dijital simülasyonlarla önceden görülebilir. Bu görselleştirme, bedenin taşıma kapasitesini anlamak, dokunun göğüs duvarına yayılımını hesaplamak ve en sağlıklı desteğin nasıl sağlanabileceğini bilimsel verilerle kanıtlamak için kullanılan en güvenilir araçların başında gelir.
Meme Estetiği Ameliyatları Sonrası Sütyen Ölçüsü ve İyileşme Süreci Nasıl Olmalıdır?
Meme bölgesine yönelik herhangi bir cerrahi müdahale sonrasında kullanılacak iç giyim ürünleri, sıradan kıyafetler olmaktan çıkar ve iyileşme sürecini doğrudan yöneten medikal rehabilitasyon araçlarına dönüşür. Dokuların yeni formuna alışması, dikişlerin üzerindeki gerginliğin alınması ve cerrahi olarak elde edilen estetik sonucun ömür boyu kalıcılığını koruması, tamamen bu süreçte kullanılan ürünlerin kalitesine ve doğru uygulanmasına bağlıdır.
İyileşme sürecindeki aşamalar şunlardır:
- Akut iyileşme evresi
- Doku stabilizasyonu evresi
- Nihai form evresi
Cerrahi müdahalenin hemen sonrasındaki ilk haftaları kapsayan akut dönemde standart iç çamaşırları kullanılamaz. Bu aşamada, cerrahi alandaki şişliği baskılayan, yerçekiminin doku üzerindeki olumsuz etkisini nötralize eden ve dikiş hatlarına binen yükü hafifleten medikal kompresyon ürünleri tercih edilir. Bu ürünler, dokuyu her yönden eşit bir şekilde destekleyerek yeni formun korunmasını sağlar. Dokuların stabilizasyon evresine geçilmesiyle birlikte cildin nefes almasına izin veren, kan dolaşımını engellemeyen, dikişsiz ve telsiz (balensiz) sporcu tarzı ürünlere geçiş yapılır. Ancak vücudun nihai ölçüsüne ulaşması zaman alır. Operasyon sonrası oluşan doku içi ödem ve lenfatik sıvı birikimi nedeniyle ilk aylarda kup hacmi olduğundan çok daha büyük ölçülür. Dokuların tamamen yumuşaması, şişliklerin ortadan kalkması ve vücudun yeni dengesini bulması genellikle altıncı ayı bulur. Tamamen balenli ve telli normal ürünlere ancak bu nihai form evresinden sonra geçilmesi, cilt altı dokuların zarar görmemesi açısından son derece kritiktir.
Meme Asimetrisi ve Aşırı Büyüklük Durumlarında Sütyen Ölçüsü Nasıl Bulunur?
Bedensel ölçülerin belirlenmesi her zaman standart endüstriyel tablolara kusursuz bir uyum göstermeyebilir. Anatomik çeşitlilikler, genetik faktörler veya gelişimsel farklılıklar nedeniyle standart dışı durumlarla sıkça karşılaşılır ve bu durumlar özel ölçüm yaklaşımları gerektirir.
Beden ölçümünü zorlaştıran bazı yapısal farklılıklar şunlardır:
- Gelişimsel meme asimetrisi
- Göğüs kafesi deformiteleri
- Makromasti
- Gigantomasti
Bir tarafın diğerine göre belirgin şekilde hacimli olması, kadınlarda oldukça yaygın görülen tamamen doğal bir durumdur. Ancak bu hacim farkı bir kup numarasından daha büyükse, doğru ürünü bulmak zorlaşır. Böyle durumlarda temel kural, satın alınacak ürünün kup genişliğini her zaman büyük olan tarafa göre seçmektir. Eğer küçük olan tarafa göre bir seçim yapılırsa, büyük olan taraf sıkışacak, dışarı taşacak ve lenfatik drenaj bozulacaktır. Boş kalan küçük taraf ise ürün içine yerleştirilen destek pedleri ile hacimsel olarak dengelenerek kıyafet üzerinden kusursuz bir simetri elde edilir. Öte yandan meme dokusunun fizyolojik sınırların çok üzerinde büyüdüğü makromasti ve dev meme dokusu olarak adlandırılan gigantomasti durumlarında, sorun bir beden bulma zorluğunun ötesine geçer. Bu boyutlardaki bir ağırlık, kumaşların ve omuz askılarının taşıyabileceği fiziksel limiti aştığı için omurga sağlığını korumak adına medikal bir müdahale zorunluluk haline gelebilir.
Beden Değişimlerinde Çapraz Sütyen Ölçüsü (Sister Size) Kuralı Nasıl Uygulanır?
İnsan vücudu yaşam boyunca durağan kalmaz. Kilo alıp verme süreçleri, hamilelik dönemi, emzirme süreci, hormonal dalgalanmalar veya yaşlanmaya bağlı metabolik değişimler, doku hacmini ve göğüs kafesi genişliğini doğrudan etkiler. Bu dinamik süreçlerde, kişinin her zaman aynı beden numarasına sabit kalması mümkün değildir. İşte bu noktada vücudun değişen ölçülerine hızlı bir şekilde uyum sağlamak için çapraz beden kuralı uygulanır.
Eğer mevcut bedeninizin kup kısmı dokuyu kavrıyor ancak sırt bandı nefes almanızı zorlaştıracak kadar dar geliyorsa, kup hacmini sabit tutarak sırt genişliğini artırmanız gerekir. Matematiksel olarak örneğin 75C bedenindeki toplam doku hacmi, 80B bedeninin taşıdığı hacim ile büyük ölçüde aynıdır. Çapraz beden kuralında, bant numarasını bir adım büyüttüğünüzde, aynı hacmi korumak için kup harfini bir adım küçültmeniz gerekir. Tam tersi durumda sırt bandı çok bol geliyor ama kup hacmi yeterliyse, bandı küçültüp kup harfini büyüterek doğru desteği bulabilirsiniz.

Op. Dr. Erman Ak, uzmanlık eğitimini İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Tayvan’da ileri mikrocerrahi eğitimi almış ve İtalya’da ISAPS bursiyeri olarak yüz ve meme estetiği eğitimi almıştır. EBOPRAS’tan Avrupa Birliği Estetik Plastik Cerrahi yeterlilik sertifikasına sahip olan Dr. Ak, Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’nde Plastik Cerrahi Bölümü’nün kurulmasına katkıda bulunmuştur. Halen Nişantaşı’ndaki kliniğinde Türkiye ve diğer ülkelerden hasta kabul etmektedir.

